Ah, seni ahmak Valens! Bu kadar mı hâkimsin hayatına, bu kadar mı her şeyin kontrolü sende sanıyorsun? Şu geçirdiğin kısacık ömründe kişisel farkındalığın gerçekten bu kadar yüksek mi sence? Tabii ki hayır, Valens. Hayat, matematik hesaplarından ya da kaygı-tutku ikilemlerinden çok daha karmaşık bir şey. Bu senin hayatın; sadece dışarıdan izleyerek çözümlemeler yapabileceğin bir film sahnesi değil.
Şimdi hazırsanız, Valens’ı hiç hesaba katmadığı bir iç hesaplaşmanın tam ortasındayken izleyebilmek için yeni bir düş perdesi açıyorum. Valens, ruhunun derinliklerine doğru yaptığı bu yolculukta, bir dizi bilinmezlikler serisinin içine sürükleneceğini çok iyi biliyordu. Ancak bu bilinmezlikler ve belirsizliklerle baş edebileceğinden son derece emindi. Onu ahmak yapan yanı da buydu zaten.
Evet, farkındaydı her şeyin çok zor olacağının ve emindi, ruhundaki karmaşıklığın onu esir alacağından. Bilinmezlik ve belirsizliklerin vermiş olduğu telaşı iliklerine kadar hissediyordu Valens. Ama artık köşe başında, dışı tamamen sarmaşıklarla kaplanmış o bahçeli ev gibi olmak istemiyordu. Ruhunu saran bu sarmaşıkların tümünü kökünden koparıp atmak istiyordu.
Ancak Valens’ın buradaki en büyük motivasyonu, kendi içine doğru yaptığı bu yolculuğun sonunda ulaşacağı nihai noktanın son derece aydınlık olduğuna inanmasıydı. Bundan güç alarak bu yolculukta ayakta kalabileceğini düşünüyor ve hiçbir şeyden korkmadan ilerleyebiliyordu. Valens’ın süslü cümlelerine aldanmayın siz; korkular, kaygılar, tedirginlikler, nefret… Tüm bunların üstesinden gelebilmesinin en büyük sebebi, ruhunun derinliklerinde hissettiği o mistik güç değildi tabii ki.
Hayat sandığından çok daha tuhaf, Bay Valens. Bazen evi çevreleyen sarmaşıklar sökülüp atıldığında geriye kalan şey, eski yıkık duvarlardan başka bir şey olmaz. Hatta çoğu zaman, sarmaşıkların sökülmediği bir görüntü, kırık dökük birkaç duvardan çok daha iyidir. Elbette Bay Bilge Valens, her şeyi çok iyi bildiğinden bu yolculuğu ve beni sizin başınıza bela etmekten hiç çekinmedi.
Yoksa siz, Valens bu yolculuğu sadece Darin, Telder ve Gabarin ile mi yapıyor zannediyorsunuz? Buna inanmak sizler için normal olabilir ama bu ahmak beni kandıramaz. Nole’den hiç bahis açmadı henüz ama Valens’ı bunu açığa çıkarmaya zorlayacağım, çünkü bu yolculukta duygular sadece siyah ve beyaz olmayacak.
Bazen grinin en tuhaf tonları, Valens’ın en büyük tutkularına dönüşecek. Karanlıktan kaçış ve aydınlığa varış olarak planladığı bu yolculuğu izninizle biraz manipüle etmek istiyorum. Grileştiriyorum tüm atmosferi ve göz yormayan bir dumanla sizlere Nole’yi takdim ediyorum. Şu ahmak Valens yine araya girmek istiyor. Neyse, şu takdimimin hemen öncesinde biraz da onu dinleyelim.
Belki de haklısındır, belki de o kadar da farkında değilimdir her şeyin ve belki de hüsranla tanışacak şu ruhsal benliğim. Ama asla dinip yitmeyecek bu tutku dolu heveslenişlerim ve dile gelecek, kaçmasını beklediğim karanlık düşlerim. Belki de son bulacak tüm bu tedirgin bekleyişlerim. Ama asla galip gelmesine izin vermeyeceğim, bu mutlak kötü gidişlerin.
Aslında sanırım haklısın, çünkü bu yolculuğa çıkarken beni en çok cesaretlendiren şeylerden biri de yolculuğun sonundaki aydınlığa olan inancımdı. Ama zaten kesin olarak bilebilseydik yolculuğun sonunu, sence oynayabilir miydik hayat denilen şu tuhaf oyunu? Sarmaz mıydı kesinliğin laneti bizi, yok olmaz mıydı irademiz ve sona ermez miydi bitmek bilmeyen umutlu bekleyişlerimiz?
O binayı saran sarmaşıklardan kurtulmalıyım elbette; hiç mühim değil benim için, sonrasında ortaya çıkacak olan birkaç kırık duvar ve bolca eski perde. Hem, emin olsam dahi sarmaşığın ardındaki manzaranın güzelliğine, yine de beni etkilemez eğer ortaya çıkacaksa da eski, karanlık bir harabe. Çünkü içten içe çok iyi biliyorum ki dışarıdan yeşilin en güzel tonlarını yansıtan bu sarmaşıklar, aslında evin içinde kasvetle dans eden gölgeler yaratıyor ve köşe başındaki o sarmaşıklarla kaplı evin sahibi gün sonunda hüzünlü bir yalnızlığa sürükleniyor.
Kendimi pek iyi tanıdığımı söyleyemem, zaten bunu söyleyebiliyor olsam böyle bir yolculuğa çıkmazdım. Ancak kendimle ilgili inandığım bir şey varsa, o da ruhumu saran bu karanlık parmaklıkların ardında ortaya çıkmayı bekleyen, neşe dolu bir Valens’ın olduğudur. İşte o Valens, benim en ‘ben’ olduğum versiyonum ve bu yolculuğun amacı da ona ulaşmak zaten. Bu yolculuk için bu kadar bekleme sebebim de, yolun sonunda ortaya çıkacak olan tüm gerçekliklerin iyi olacağına dair var olan inancımın yeterince güçlü olduğuna kanaat getirmemin biraz zaman almasından kaynaklanmaktaydı.
Bir melodi çalındı kulağıma derinlerden; beklemekten ve ümit etmekten yılmayan bir adamın melodisiydi bu. Zaten yalnızca hissedenler duydu bunu derinden. Karanlıklarda dans etmekten korkmayan bir adamın şarkısıydı bu. Eğer siz de kulak verirseniz bu eşsiz ezgiye, beraber devam edebiliriz bu esrarengiz gezgiye. Ancak varsa içinizde en ufak bir şüphe, ne olur girmeyin bizle beraber bu bilinmez düşe. Çünkü biz de bilmiyoruz bu yolculuğun sonunu ve beraber inşa edeceğiz, varmak istediğimiz o sarmaşıksız evin yolunu.
Yolculuğun bu noktasında her şeyin o kadar ortasındayız ki, tıpkı hızla akan bir nehirden karşı kıyıya geçmeye çalışan bir adamın, suyun tam ortasında yaşadığı tedirginlik hissi gibi bir duygu hissediyorum. Hızla akan nehir ve geriye dönmenin riskiyle, ileri gitmenin riski arasında hiçbir fark kalmadığı o nokta… Elbette böyle bir noktadayken kaçacağımı beklemiyorsunuz, değil mi? Tabii ki ruhumun derinliklerinde hissettiğim o mistik güçle beraber, can havliyle ileri doğru son bir hamle yapacağım.
Yıllardır içimde biriktirdiğim ama hiçbir zaman açıkça dışa vuramadığım o güçlü duyguların bana verdiği bu kuvvetle son hamlemi yapacağım ve ileri atılacağım. Hissettiğim nefret, keder, kibir, umut, aşk, korku, hüzün; aklınıza gelen en güçlü duyguların hepsini en diplerine kadar inerek yeniden hissediyorum ve kendi içimde son hamlemi yapmak için muazzam derecede sorgusuz bir cesaret buluyorum. Tüm bunları yaparken hissetmediğim tek şey artık tedirginlik duygusu.
Çünkü ne istediğimden artık son derece eminim, her ne kadar bu isteğimin doğuracağı sonuçların benim tarafımdan nasıl karşılanacağını bilmesem de. Çünkü artık bu noktada hissedilebilecek en tehlikeli duygu hiç şüphesiz tedirginlik olacaktır. Yolun ortasındayken yaşayacağımız en ufak kararsızlık, bizi yolun dibine sürükleyecektir muhakkak. O yüzden artık korkusuzca yelken açıyorum bu esrarengiz sulara; biraz da izin veriyorum rüzgâra ki, yardım edebilsin ruhumdaki bu tuhaf tutarsızlıklara…
Ah Valens, sen bana bilinçaltını açtın ki yürüdüğün bu yolda tüm gerçeklikleri yüzüne vuracak biri olsun ve ben bu yolculuğu diğer herkese açtım ki senin iç yüzleşmelerin ve karanlık arzuların beni korkunun hüküm sürdüğü ıssız dağların eteklerine sürüklemesin.
Bundandır ki bu yolculukta her ne kadar acı da olsa, gerçeklik perdesinin bana gösterdiği tüm kırılmaları doğrudan senin önüne sunacağım ve yürüdüğün o patika yolda farkına bile varmadığın tüm engellere senin için ışık tutacağım. Gözlerine inen sis perdesini aralamak ve zihnin sana oynadığı oyunları anlayabilmen için, adeta uzun bir tiyatronun en uzun tiradında kendini köşeye sıkışmış hisseden bir oyuncuya verilen sufle gibi ben de sana birtakım kurtuluş ninnileri fısıldayacağım.
Sakın endişe etme Valens, bu yolculukta hep beraber senin yanındayız. Senin bizden güç aldığını biliyoruz çünkü biz de senden güç alıyoruz. Bu yolculuğunu uzaktan izleyecek olan birçok kişinin, senin cesaretinden ilham alarak kendilerini tanıma yoluna gireceklerinden eminim. Korktuğunu biliyorum Valens, çünkü biz de korkuyoruz ama bizi değerli kılan şeylerden biri de zayıflıklarımızdır zaten. Çünkü zayıf olmasaydık birbirimize ihtiyaç duymazdık ve kimsenin birbirine ihtiyaç duymadığı bir dünyada ne değerli olurdu ki?
Hayatımızı anlamlandıran şeylerin tamamı büyük dilemma ve muammalardan oluşmuyor muydu zaten? Tanrı’nın bize en büyük hediyelerinden biri de mutlak güç ve mutlak kesinlikten uzak bir yaşamı bize bahşetmesiydi. Belirsizliğin vermiş olduğu huzursuzluk, mutlaklığın tedirginliğinden çok daha iyidir elbette. Aksi halde inanç yerini salt bilgiye, tutku yerini kaygıya ve yaşam yerini basit bir plana bırakırdı.
Galiluminosa sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
