Tuhaf bir çocuk Valens; dinlemeyi bilen kulaklar için bu hikayeden öğrenilecek oldukça farklı şeyler olacak. Şehrin kalabalığından uzak karanlık ve ormanlık bir diyar, burada hiçbir kaygı olmaz Valens’ınkilerden başka ve hiçbir kuş uçmaz kuzgundan gayrı. Ve hiçbir fikir yoktur ki onun aklından geçmeyen.
Bu diyarda ben dahil hepimiz ancak Valens’ın hoş karşılanan misafirlerinden başka bir şey değiliz. Bay Valens’ın bilinçaltını bize açtığı çok nadir anlardan birini yakalamışken, bu diyarı siz olmadan gezmek, kendime ve Valens’a ihanet olurdu. Bay Valens’ı size tanıtmak isterdim ama aklımdaki hiçbir kalıp, onu tanımlamak için doğru bir karşılık bulamıyor. Çünkü ne görmüştüm ona benzeyen birini ne de gezmiştim böyle bir diyarda. Ancak kaygılardan uzak özgürce yaşanmış bir yer vardı onun zihninde uzaklarda.
Onunki, hayatın gerçekliğinden bir kaçış değildi, sadece bilinçaltında oluşturduğu başka bir dünyaya yolculuk yapmaktı. Valens diyarı böylece doğmuştu; tüm o gri bulutlar, karanlık ormanlar ve gecenin sessizliğinde uçuşan kuzgunların ardında Bay Valens’ın salt benliği yatıyordu.
Bu onun kendisini dışa vuruş biçimiydi. Dışardan oldukça neşeli, anlayışlı, iyi görünümlü, yüksek eğitimli ve nazik bir beyefendiydi. Hislerini gerçekten sevdiği kişiler dışında asla kimseyle paylaşamazdı. Onu tanıyan herkes ne kadar sakin ve bilge bir centilmen olduğundan bahsederdi. Ancak Bay Valens, heyecanını ve tutkularını sadece en yakınlarına açardı, bunların sayısı bazen birkaç kişiyken, çoğu zaman hiç kimseydi. Bu tutkuların bazıları da ondan beklenmeyecek kadar karanlıktı.
Tabii ki Valens Diyarı, sadece hüzün ve karanlıktan ibaret değildi, bu diyardaki karanlıkların ardında, gerçek bir ışık ve gerçek bir ümit yatıyordu. Bu Bay Valens için bir savunma mekanizmasıydı elbette. Yıllar içerisinde bilinçaltı, kendi benliğini korumak adına böyle bir savunma refleksi geliştirmişti. Peki neydi Bay Valens’ın gizlediği ve neyi savunuyordu kime karşı, kimlere karşı veriyordu bu şiddetli mücadeleyi..
Hikayenin başında da söylediğim gibi bu diyarda ondan başka kimse yoktu. Verdiği tüm mücadeleler ancak kendisine karşıydı. Karanlık arzularını mı gizlemek istiyordu yoksa yaşantısındaki tutkusal yoksunluğu mu protesto ediyordu, bilinmez. Belki de Bay Valens tüm bunları gerçekten yaşadığı hayatın anlamını ve derinliğini arttırmak için yapıyordu.
Çünkü öylesine sıkılmıştı ki toplumun ona dayattığı her şeyden, artık saklamak istemiyordu karanlık arzularını, çirkin düşlerini ve onu eşsiz kılan tüm değerlerini. İfade etmek istiyordu özgürce ruhsal gerçekliğini. Ancak böyle bir diyar olursa zihninde, koruyabilirdi kendi benliğini. Ona dayatılan sığ ve hızlı yaşantının ardında, tamamen kendisine ait muazzam bir dünya yaratmıştı.
Ve elbette bu dünyayla beraber bazı karakterler de ortaya çıkmıştı, bu karakterlerin gerçek hayatında bir karşılığı var mıydı? yoksa tüm bunlar sadece zihninde olmasını istediği şekilde imgelediği hayali karakterler miydi? Bilemiyoruz, en azından şimdilik.
Ama Bay Valens’a dair bildiğimiz bir şey varsa o da sürekli onu karanlığa sürükleyen bir tarafının bulunmasıydı. Hayatının her aşamasında, kendisini en iyi hissettiği anlarda bile adeta bir lanet gibi üzerine bir karanlık hal çökerdi. Evet başlarda bu durumdan şikayetçiydi Bay Valens ama zamanla kendisindeki bu yönü sevmeyi ve onla barışmayı bildi.
Üzerine gitmek yerine teslim oldu zihnini saran karanlığa ve bıraktı kendinin gecenin kasvetli kucağına. Duymaya başlamıştı artık her gece penceresine gelen kuzgunu. Ruhunu saran teslimiyet duygusu yıkmıştı karanlığa karşı olan tüm korkusunu. Acaba örtmekte miydi tüm kusurları bu karanlık, yoksa açığa mı döküyordu, tüm benliğini. Korkması gereken kaygıları mıydı yoksa ruhunu saran korkuları mı?
Valens Diyarı’nda yanıtlanmayı bekleyen çok fazla soru var elbette. Peki biz neden buradayız, tuhaf bir adamın düşü, gezinmek için sizce de enteresan bir yer değil mi? Evet zaten buraya kadar halen bizle berabersen kendinde de bir tuhaflık olduğundan emin olabilirisin. Hazırsanız bu diyarın en derin yolculuklarından birine çıkmaya başlayabiliriz.
Mavi bir duman ve sisli bir gece, kulağına fısıldamaya başladı kara kuzgun birkaç hece. Tedirgin, tekinsiz ama korkmayan o donuk bakışlar, karanlık ormanlarda gezinmek için bahane arardı bu tuhaf kaçıklar. İster diyarın Lordları de onlara ister birkaç aklı havada gezgin. Kuşkulardan kendini kurtarmış birkaç ucube ve yanlarında bulunan esrarengiz bir köpek, rengi bezgin…..
Galiluminosa sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
